Netkitap
Üyelik Sipariş İzleme Alışveriş Sepetim Favorilerim
Sepetim (0) 
Kitap Kelepir Topluluk
ara
Kitap   Cinius Yayınları   Çağdaş Türk Yazarları   Bülent Özden   Sonsuz Gençlik Tröstü
 

Sonsuz Gençlik Tröstü  

Büyük Patlamadan Bir Kuantum Saniye Önce
Bülent Özden
ŞİMDİ SATIN AL
Etiket: 6,00 TL
Cinius Kitap Kulübü Ederi: 5,70 TL
telefondan alışveriş 70647

Yayinevi/DiziYayinevi: Cinius Yayınları
Baskı Tarih: Aralık 2006
Sayfa: 204
Indirim: %5

Bu kitaba oy verin: (1 oy)
Yorum Yaz


Bu kitaplar da ilginizi çekebilir

Kitap Hakında

Ürün Ayrıntısı

Yayinevi: Cinius Yayınları
Dizi: Çağdaş Türk Yazarları

Baskı Tarih: Aralık 2006

Sayfa: 204

İndirim: %5

Boyut: 12x19,5cm

Hamur: 2

Etiket: 6,00 TL

Cinius Kitap Kulübü Ederi: 5,70 TL

Arka Kapak

İnsanlığı teknolojinin sınırsız nimetlerine kavuşturacak yoldaki en önemli bilimsel araştırmalar, şüphesiz, Kuantum mekaniğiyle ilgili, maddenin en küçük yapısını açıklamaya dönük olanlardır.
Küçüğün de en küçüğü olan bu dünyanın sırları, bize sonsuz uzayın keşfini sağlamakla kalmayıp, yüksek bir bilinç düzeyi, sınırsız bir hayat ve her şeyden önemlisi, kesintisiz barış getirecek.
Kuantum dünyasının büyüsüne kapılanlar kendilerini tanımak ve anlamak adına enerji kazandıklarını hissedeceklerdir.
Bize Kuantum dünyasını tanıtan bilim adamlarına sonsuz teşekkürler.
Onları çok seviyoruz.

İçindekiler Label
ÖNSÖZ

Bu öykü ateşin keşfiyle başlayan insanın bulunduğu ortamın fiziki şartlarını kendi lehine değiştirme çabalarını, bedenine dönük olarak da sürdürerek sonsuz zaman ve mekan içinde, sıra dışı teknolojiler yardımıyla, evrenin sırrını çözüp evrimini tamamlayarak, içinde varolduğu evrende kaderine yüzde yüz hükmetme gücünü elde edişini ve varoluşun düşünsel olduğu gerçeğini temel alan bakış açısıyla anlatan bir öyküdür. Medeniyetin son aşamasına kendini yok etmeden varabilen insan, çok önceden fiziksel şiddeti dışlamak mecburiyetinde kalmıştır. Sonsuza kadar süren hayatlar böyle riskli bir davranış tarzının varlığına bir an için dahi olsa tahammül edemezler. Bu öyküyü yazdığım esnada, düşünsel temelde varoluş fikri ışığında evrenin evrimini insanın evrimi ile ilişkilendiriken, bizim için değer yargıları da dahil birçok şeyin değişkenliğinin söz konusu olabileceği, fakat şu anki fiziksel görünümümüzde asla bir değişiklik gündeme gelemeyeceği bilincine vardım. İstek ve arzularımıza şekil veren fiziki yapının bizi nasıl kavradığını yazdığım öykünün her satırında hissettim. Medeniyet tarihimizin her aşamasında nefis terbiyesi denilen bedensel ihtirasları dizginlemeye dönük düşünce sistemlerinin bazen abartılı da olsa sosyal barışı amaçlayan önlemler olduğundan hiç kuşkum yok, buna rağmen öyküme erotik satırlar ilave etmekten kendimi alamadım. Hayatın güzelliklerine ve nimetlerine sırtını dönenlerden insanlık adına iyi bir şey beklemenin anlamı yoktur. Neticede sevgi de bedensel ihtiraslarımızın takibinde ortaya çıkan bir kavramdır. Hayatımızı biçimlendiren çelişkiler yumağı bizi mükemmelliğe zorlayan bir baskı üretir. Tıpkı fiziksel şiddetin aklımızı geliştirdiği gibi. Önce güçsüz olan aklının yardımıyla güçlüyü yenmiş, yenilen güçlü güçsüz kalıp aklını geliştirmek zorunda kalmış, eski güçsüz yeni güçlüye galip gelmiş ve bu böyle devam etmiş ta ki insan aklı herkesin aynı anda mağlup olabileceği bir ortamı hazırlayana kadar. Doğal olarak bunun adı top yekun yok olmaktır. Oysa evrimin hedefi mükemmelliktir akıl da evrim neticesinde ortaya çıkmış top yekun yok olmanın dışında düşünceler üretmeye başlamıştır yoksa dinozorlar gibi her önümüze çıkan canlıyı yiyip dev bir gövdeye sahip olduktan sonra yeni bedenimizin değişen ortama uymakta zorluk çekmesi nedeniyle yok olmaya mı çalışıyoruz. Tabi ki hayır Biyolojik ortamı dışında da varlığını sürdürebilme becerisini ispatlamış bir canlı olarak her fırsatta kendi cinsimize ve çevremize verdiğimiz değeri dile getiriyoruz, zorlandığımız nokta söylemlerimizi zaman zaman ihtiraslarımıza kurban etmekten kendimizi alamamamız. Ben bulunduğumuz aşamada medeniyeti ergenlik çağında vücudunun hızla gelişip bilinci kazandığı güce oranla geçici bir süre güdük kalan bir gence benzetiyorum. Neticede her genç gibi insan soyunun yarattığı medeniyette gücünü rasyonel kullanmayı öğrenip olgunlaşacaktır. İnsan soyu gerçek yeteneklerini kanıtlayacağı mekanı günlük hayatımızda fazla hissedilmese de çoktan seçmiştir bu da dünyanın içinde toz kadar bir alan işgal ettiği evrendir.












TUFAN

2130 yilinin mayis sabahi İstanbul yeni bir günün ilk ışıklarını karşılamaya hazırlanıyordu. Şehre genelinde sessizlik hakimdi. Sadece Poyrazköy, heyecanlı bir kalabalığın neşeli kıpırtıları ile yeni günün ilk yaşam belirtilerini gösteriyordu. Bunlar, binlerce yıllık kutsal kitaplarda dahi konu edilen Nuh Tufanının başlangıç noktası olduğuna inanılan Yerde, günün en efektif sunum saatleri olan şafak vaktinde, tufanın yüksek teknoloji ürünü simülasyonunu izlemek için dünyanın dört bir yanından gelen turistlerdi.
Poyrazköy limanının Karadeniz tarafındaki tepe, biraz da genişletilerek, kenarları korkuluklarla emniyete alınmak sureti ile bu amaç için hazırlanmıştı. Turistler konaklama mekanlarından erkenden çıkıp, birazdan izlemekten çok adeta yaşayacakları gösterinin heyecanı ile sohbet ederek gruplar halinde ilerliyorlardı.

Yazarla Tanışma

 
 
Yorumlar
 
Basından
 
Henüz kimse kitap hakkında yorum yapmadı. İlk yorum sizden gelsin!
 
Yanıt:
Bilgisiniz
Adınız:  E-posta:  
Bulunduğum Yer: